BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
ANASAYFA » YAZILAR » Yüksel Işık

Yüksel Işık

AKP “Sarı Öküz”ü verecek mi?

05.01.2015 04:36:41

A+ A

Anadolu insanı, meramını mesellerle anlatmasını sever.

Rivayet bu ya ıssız bir otlakta, kendi hallerinde yaşamlarını sürdüren öküz sürüsü, birlik halinde hareket ettiklerinden sık sık karşılaştıkları aslan saldırısını geri püskürtürmüş.

Öküzlerin direnişini karşısında yiyecek bulmakta zorlanan aslanlar, nasıl bir yol izlemeleri gerektiği konusunda akıl almak için yaşlı aslana başvurmuşlar.

ZİNCİRİN EN ZAYIF HALKASI

Yaşlı aslan, “zinciri en zayıf halkasından koparmak lazım” demiş.

Aslanların bir birlerinin yüzlerine bakmalarından hiçbir şey anlamadıklarını gören yaşlı aslan, geliştirdiği stratejiyi bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

Sonra da aslanlardan oluşturduğu bir heyet eşliğinde beyaz bayrağı çekip öküz sürüsünün lideri Boz Öküzün yanına varmış:

“Saygıdeğer Boz Öküz, biz aslanlar, aslında barışçıl hayvanlarız. Sizinle de barış içinde yaşamak istiyoruz; ancak, aranızdaki sarı öküzün rengi gözlerimizi kamaştırıp bizi tahrik ediyor. Sizinle bir sorunumuz yok, sarı öküzü bize verirseniz, hem siz kurtulursunuz hem de biz artık size saldırmayız.

Sonra da müsaade isteyip gitmişler.

Genç aslanlardan biri sormuş:

“Verirler mi?”

Yaşlı Aslan gülümsemiş:

“Zincirin en zayıf halkası, Sarı Öküz değil ki!” demiş.

SARI ÖKÜZ GİDERSE!…

Bu sırada öküzler de kendi aralarında istişare etmeye başlamışlar.

Sarı Öküz, “öküzlerin kurtuluşu için kendimi feda ederim” demiş.

Benekli Öküz itiraz etmiş:

“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz. Sarı Öküzü vermek, hepimizin sonunu hazırlar.”

Dinlememiş onu öküzler, vermişler Sarı Öküzü.

Aslan bu, gene acıkmışlar ve tekrar gelmişler. Bu kez kuyruğunu salladığı için aslanları tahrik ettiğini iddia ettikleri Uzun Kuyruk’u istemişler. Benekli Öküz, gene itiraz etmiş ama Uzun Kuyruk’un verilmesine de engel olamamış.

Sonra “Alnı Beşik“, “Sırtı Kara” derken Aslanlar, artık ricacı gibi değil; küstah bir biçimde istedikleri öküzü almak istemişler.

Eski güçleri kalmadığının farkına varan öküzlerden biri, Boz Öküze bu duruma nasıl düştüklerini sormuş.

Şöyle demiş Boz Öküz:

“Benekli’yi dinleyip Sarı Öküze sahip çıksaydık, bu hale düşmezdik. Biz bu savaşı Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik.”

MIZRAĞIN ÇUVALA SIĞMADIĞINI ANLAMIŞLAR

Niye mi anlattım bu meseli?

17 Aralık Operasyonu sonucu yolsuzluk yapıp, rüşvet aldıkları iddia edilen dört eski bakanın kiminin evinde, kiminin oğlunun üzerinde kaynağı belirsiz paralar çıkmıştı.

Ortada, iddia bile olsa, yolsuzluk varsa spekülasyonun önüne geçilemez. Hele hele eldeki tapelere bakılırsa adı geçen bakanların görevlerini bir yana bırakıp, Reza Zerab’ın işlerini kolaylaştırmak için “çok çalıştıkları” görülmektedir. Nitekim MASAK tarafından hazırlanan rapora göre de, haklarında yolsuzluk iddiası bulunan bakanlardan üçünün geliriyle birikimleri arasında orantısız bir büyüme olduğu anlaşılmaktadır.

Mızrağın büyük ve çuvala sığmadığını, üstü örtülü de olsa AKP ve “akıl hocaları” tarafından da kabul edilmektedir. Örneğin dönemin Başbakanı, önce bakanların istifalarını isteyerek, toplumsal öfkeyi yatıştırma yoluna gitmiş ama ardından da kanıtların elde ediliş biçimine dikkat çekerek, kendilerine “darbe yapılmak” istendiğini söyleyerek karşı hamle yapmıştı.

Birden bire hepimizin gözü önünde cereyan eden kutu kutu paraların, ayak önlerine yatmaların, 765 bin TL’lik saatlerin önemi kalmamıştı.

Dikkatleri, darbe senaryosu üzerine yoğunlaştırmış; ısrarla ve inatla “Sarı Öküz“ü vermemek için direnmiş ve bana sorarsanız kazançlı çıkmıştı.

KİRAZLIDERE’DEN ALINAN DERS!

Zira dönemin Başbakanı, neler olup bittiğinin farkındaydı ve bakanlardan birini verdiğinde sıranın kendine geleceğini hem Sarı Öküz anekdotundan hem de yakın tarihteki Kirazlı Dere baskınından bilmekteydi.

Hatırlayacağınız üzere Bülent Arınç’ın evinin krokisinin çıktığı iddia edilen iki subay gözaltına alınmış; subayların işyeri olan Kirazlıdere’nin aranması kararı çıkartılmıştı.

O günler, dönemin Genel Kurmay Başkanı, “darbecilik tarihi“nin sırtına yüklediği kamburun psikolojik etkisini üstünden atabilmek için sürekli olarak basın toplantısı yapıp, “bu gördüğünüz borudur” dediği günlerdi. Oluşturulan psikolojik hegemonyanın etkisiyle bir yandan canhıraş bir biçimde kamuoyunu ikna etme çalışırken, diğer yandan “adalete olan güveni“ni göstermek için Kirazlıdere’nin aranmasına izin vermişti. O gün o izni veren Genel Kurmay Başkanı da sonradan o iznin açtığı yoldan kendisini Silivri’de bulmuştu.

Dönemin Genel Kurmay Başkanı, “Sarı Öküz“ü verince nelerin olduğunu hepimiz gibi dönemin Başbakanı da görmüş ve kendince koruduğu “Sarı Öküz“lere yönelik suçlamaların amacının “darbecilik” olduğunu ısrarla anlatıp, toplumun algısını başarıyla yönetmişler ve sonucunda da iki kez seçim kazanmışlardı.

Şimdilerde Bülent Arınç’ın “beni kullandılar” dediği Kirazlıdere Baskını hem askerin direnci kırılmıştı hem de AKP korkularından kurtulmuştu.

O operasyonu yapanların amacı “askeri vesayetten kurtulmak” değil; yeni bir vesayet rejimi oluşturmaktı.

BERABER YÜRÜDÜKLERİ YOLUN SONU

Korkularından kurtulmuşlar ama “güç sarhoşluğu“nun da içine düşmüşlerdi.

Bütün bu süreçleri birlikte yürüyen AKP ve Cemaat, “güç sarhoşluğu“nun etkisiyle birbirlerine karşı hamleler yapmaya başlamışlar; o güne kadar dönemin Başbakanın ifadesiyle Cemaat, “ne istemişse AKP onu vermişti” ama yolun sonu da görünmüştü.

Yolun sonunun ilk işareti, Hakan Fidan’ın göz altına alınması için atılan adımla verilmişti. Dönemin Başbakanı, bu “işaret fişeği“nin anlamını çözmüş ve izin vermemişti.

Ankara sokaklarında “malumun ilanı” şeklinde konuşulan ve giderek sıradanlaşan yolsuzluk operasyonlarına böyle gelmiştik.

HERKESİN BİLDİĞİNİ ADALETTEN GİZLEMEK!

Herkesin bildiği sırdır yolsuzluk ve bir zaman sonra kanıksanmaya başlanmıştır. Zaten bu kanıksanma halinin etkisiyledir ki kutu kutu paraları “sıfırlamak” için saatler yetmemesine rağmen, olup bitenin “darbe girişimi” olduğuna sıradan halkı inandırmak kolay olmuştu.

Halk, “bal tutan parmağını yalar” sözünü o kadar kanıksamıştı ki, 17 Aralık’taki devasa yolsuzluk karşısında bile “kim yemiyor ki” tepkisini vermiş ve özellikle yoksulluk sınırının altında yaşayan insanlar, evlerine gelen yardımları da dikkate alarak, “biraz da Müslümanlar yesin” noktasına gelmişlerdi.

Yani AKP, algı yönetme sürecini kazanmıştı.

Kazanmışlardı kazanmasına da, kendilerine oy verenler dahil herkes yolsuzluk yapıldığından emindi.

O kadar ki fiilen “fetva makamı” rolünü üstlenen Hayrettin Karaman bile yolsuzluk ile hırsızlığın aynı şey olmadığını; AKP’yi kuran inanmış isimlere rağmen araya sızmış olan “dış güçler” olabileceğini yazmak zorunda kalmıştı.

“YOLSUZLUK YAPILDIĞI DOĞRU AMA.”

Bizi “Yolsuzluk mu daha kötü, hırsızlık mı?” tartışmasına çekmek istediği açıktı; tıpkı “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan” tartışması gibi!

Biz, Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’nun itiraf niteliğindeki sözleri ile devam edelim:

AK Parti kendi değerleriyle çürüğünü yine kendisi temizleyecektir. Ama ben bana kastedene tekrar kendimi teslim etmem.”

Müezzinoğlu’nun söylediklerinin Türkçe meali şudur:

Ortada bir problem var ama ‘Sarı Öküz’ü verirsek, sıra bize gelir.”

Gene de umutlu olmak lazım.

AKP’li vekiller dahil hiç kimse yolsuzluk yapılıp yapılmadığına ilişkin tereddüt yaşamıyor; AKP’lilerin tereddüdü, ipin ucunun nereye kadar gideceği noktasında düğümleniyor. Çünkü aslında açığa çıkan yolsuzluklar, buzdağının görünen yüzü. “Turpun büyüğü heybede” hala!

Cumhurbaşkanı, başından beri uyguladığı stratejinin kendi lehine sonuçlar ürettiğini gören biri olarak, eski bakanların Yüce Divan’a gitmelerini istemiyor; Başbakan Davutoğlu ve pek çok AKP’li ise daha farklı düşünüyor.

Bugün 5 Ocak, sizin bu yazıyı okuduğunuz sırada TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun AKP’li üyelerin kullanacakları oylar, eski Bakanların kaderini belirleyecek.

Ha bu arada, dört eski bakandan Erdoğan Bayraktar, “Yüce Divan’a gidersem, hakkımdaki iddiaların hepsinin açıklamasını yaparım” demişti.

Başka türlü gerçeğe nasıl ulaşabiliriz ki?

Ama işte korkunun nedeni, “iddiaların açıklaması” yapılınca AKP’nin de şifresi çözülmüş olacağı noktasında düğümlenmektedir.

Bakalım, AKP “Sarı Öküz”ü verecek mi?

Check Also

HIZIR AŞKINA AYAĞA KALKIN!

ÜLKEMİZE, ÇOCUKLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE HIZIR OLACAĞIZ. Hırsızlığa, yalana, talana, Katilleri affedenlere, Dini inançları sömürenlere, Alevi-Kürt-Ermeni ...

Bir yanıt yazın